Roger Waters’tan 25 Yıl Sonra Yeni Albüm: IS THIS THE LIFE WE REALLY WANT?

Müzik denilince akla gelen en önemli müzik gruplarından biri olan Pink Floyd’un felsefesini oluşturan Roger Waters 25 yıl aradan sonra Is This The Life We Really Want albümünü çıkardı. Roger Waters ve Pink Floyd severnler için hem oldukça sevindirici hem de biraz hayalkırıklığı ile dolu bir albüm çıktı karşımıza.

Albümde Pink Floyd göndermesi oldukça fazla. İlk olarak albümün kapağı Pink Floyd’un The Wall albümünün kapağına benzer bir şekilde yapılmış. İnsanlar nasıl bir albümle karşılaşacaklarını düşünürken bir Pink Floyd albümü gibi bir albüm geldiğini düşünebilirdi. Aslında bakacak olursak albüm bir Pink Floyd albümü gibi olmuş. Albümde insanların Pink Floyd’da sevdiği şeyleri Roger Waters “ben yaptım onların hepsini” der gibi bir şekilde sunmuş. Belki de insanların Pink Floyd gurubunda en sevdiği unsur olan sözler ise gene her zamanki gibi mükemmel, politik ancak daha az şiirseldi. Roger Waters söylemek istediklerini dolandırmadan direkt olarak söylemiş.

Albümde bolca Pink Floyd görüyoruz demiştik. Deja Vu isimli şarkıyı dinlerken melodi insanı alıp götürüyor. Ancak birden bire şarkıda geçen Electronic Eyes sözü ile birlikte melodi değişiyor ve Pink Floyd’un The Final Cut’u haline geliyor. Eh ne güzel bir göndermedir bu böyle!

roger waters yeni albümü is this the life we really want?

Daha sonra 3. single yayınlandı. The Last Refugee. Dünyanın şu anki halini anlatan ve bizleri yeteri kadar üzecek bir yakarıştı bu şarkı. Ve daha sonra 2 Haziran’da IS THIS THE LIFE WE REALLY WANT albümü piyasaya çıktı. Albüm müzikal olarak güzeldi, şuanki sanatçıların çoğunun yapabileceğinden çok daha iyisiydi ancak bir eksik vardı. 25 yıl aradan sonra Roger Waters müziğine herhangi bir yenilik getirememişti. Melodiler birbirini çok fazla tekrar ediyordu ve bir şarkıyı dinlerken aklınıza hep Pink Floyd şarkıları geliyor. Dedim ya bir yenilik yoktu diye. Roger abimiz sürekli “Pink Floyd’u ben Pink Floyd yaptım, Pink Floyd benim eserim” der gibi bir albüm yapmıştı adeta.

Albümde beni üzen noktaya gelecek olursak. Malesef o Pink Floyd’da duymaya bayıldığımız Roger Waters’ın o güzel gitar sololarını bu albümde duymak imkansız. Daha önce Eric Clarpton ve Jeff Beck gibi isimlerle çalışıp gitar tınısından ödün vermeyen Roger Waters için bu pek hatta ve hatta hiç olmadı. Bu durumun Radiohead’in de prodüktörlüğünü yapmış Nigel’den kaynaklandığı söyleniyor. Sanırım Roger Waters’a artık müziklerin böyle yapıldığını söylemiş ve bu konuda onu ikna etmiş.

Albümün genel olarak anlattıklarına bakarsak ki albümü albüm yapan dinlemeye kılan şey. IS THIS THE LIFE WE REALLY WANT bize bu hayatı isteyip istemediğimizi sorgulatıyor. Haklarını arayan mültecileri, öğrencileri, içeri atılan gazetecileri ve günümüz liderlerini anlatıyor.

Albümde genel olarak gözüme çarpanlar bunlar. Roger Waters tüketim çılgınlığının yaşandığı bir dünyada anlatmak istediklerini çok iyi bir biçimde anlatmış ve değindiği güzel noktalarla insanlara hayatı sorgulatıyor. Ancak sadece iyi sayılabilecek olan bu albüm ile eski Pink Floyd arasında malesef çok büyük farklar var ve albüm yenilikçi olamayıp üstüne üstün sürekli bizlere Pink Floyd tınılarını dinletiyor.

Yazar
Burak Kara
Aslında burada yenilmez bir savaşçının profili olabilirdi. Destanlar yazan biri olabilirdi. Baltasını bir savuruşta 5 kişiyi yere seerebilirdi. Ama onun yerine öyle bir savaşçının rolünü yapan birinin profili var.